Hacettepe Üniversitesi
Bilgi ve Belge Yönetiminde Kuram Toplantısı
Konuşma Özetleri
Konuşmacı Konuşma Başlığı ve Özet

Prof. Dr. Özer Soysal 

Prof. Dr. Özer Soysal


Bilgi/ Bilgilenme Bağlamında Kuram Kavramının İlk Tetikleyicileri

“Kuram kavramı ve oluşum koşulları özellikle de epistemolojik etkenlerin kütüphanecilik bilimine yansıyış biçimini sorgulamayı, o nedenle alanımızın düşünsel yapısını mayalamış bilgi algılamasındaki evrilmeler’in bugüne dek gelen sonuçlarını Toplumsal Epistemoloji bağlamında irdelemeyi, Kuramın çekirdeğini belirleyici ilk kütüphane etkinliklerini çıkış noktası alarak:

Bilginin kayıt ortamında düzenlenişi;

Ağırlıkla da bilgiye erişim amacıyla,

Tasarlanmış düzeneğin parçaları,

Parçaların birbiri ile ilişkisi ve

Sonuçta düzeneğin niteliğini ana çizgileriyle betimlemeyi amaçlamıştır. 

Prof. Dr. Hülya Dilek Kayaoğlu

Prof. Dr. Hülya Dilek Kayaoğlu


Kütüphanecilik Fenninden Bilgi ve Belge Yönetimine: Bilim Dalının Kavramlaştırılması ve Tanımlanması Sorunu

Bu bildirinin temel amacı bir bilim dalı ve uygulama alanı olarak ‘Bilgi ve Belge Yönetimi’nin kavramlaştırılması ve tanımlanmasında yaşanan değişimi tarihsel bir perspektif içinde incelemektir. 

Elsa Bitri

Elsa Bitri

 


Kütüphane ve Bilgi Biliminde Kuramsal Eğilim: Literatür Değerlendirmesi

 “Kuramdan yoksun araştırma kör, araştırmadan yoksun kuram boştur” (E. Kant)

Bilginin düzenlenmesi, bilgiye erişim, bilgi davranışı, bilgi depolama vb. gibi birçok Kütüphane ve Bilgi Bilim (KBB) alanlarında ampirizm, pozitivizm, rasyonalizm, realizm (eleştirel realizm dahil), epistemoloji, postmodernizm, yapısalcılık, görelilik, paradigma, sembolizm, tarihselcilik, yorumbilim, fenomenoloji, pragmatizm, sosyal kuruluşçuluk vb. gibi çeşitli bilimsel düşünce Yöntemlere (kuram)ve/veya felsefi yaklaşımlara rastlamak olasıdır. KBB, ancak diğer bilimlerden edinilen ödünç bilgi ve kuramlarla bir bilim dalı olarak varlığını sürdürmeye çalışmakta; doğa bilimlerinde olduğu gibi henüz evrensel yasalara ulaşıp kendi kuramsal kimliğini oluşturma aşamasına geçememiştir. Oysa bu alanın kuram(sal) sorunsalı, Chicago Graduate School açıldığından beri tartışılagelmiştir. KBB’nin kuramsal kimliğinin tanımlanabilmesi için öncelikle bu alanın temellerinin belirlenip tanımlanması gerekir. Zaman ve uzamda değişmeyen gerçeklikler olarak tanımlayabileceğimiz bu temellerin belirlenememesi, kuramlarla evrenselleştirilememesi KBB’nin varlığı ve bilimsel kimliği için tehdit ve tehlike oluşturmaktadır.

Kütüphane ve Bilgi Bilim demekle bilim olunur mu? Gerçek bir bilim ve bilimsel olmanın koşulları nelerdir? KBB bu sürecin neresindedir? vb. gibi temel soruların yanıtı da ancak KBB bilimsel literatürünün kuramsal ve felsefi yönden irdelenmesi ile sağlanabilir.

Bilinçli veya değil, tüm bilimsel araştırmaların bir kuramsal yönelimi vardır. Bu yönelim, araştırmanın tartışma konusu ve amacı (bilinçli) biçiminde olduğu gibi araştırmacının düşünce ve düşünme yönteminin izdüşümü (bilinçsiz) olarak da yansıyabilir. Bu çalışma, sadece alanın kuramsal kimliğini irdeleyen ve/veya belirli kuramların KBB’deki uygulanabilirliğini konu edinen literatür ile sınırlıdır. Bu çalışma ile, “Türkçe KBB literatürdeki kuram tartışmaları yetersizliği” vurgulanırken, yabancı literatürdeki kuramsal yönelim ve düşüncenin tarihsel atlası betimlenmeye çalışılmaktadır.

Konu ile ilgili literatür değerlendirmesi sonucunda KBB literatüründeki kuramsal tartışma çalışmalarının ağırlıklı olarak 1950-2000 yılları arasında yoğunlaştığı ve KBB’nin düşünsel ve kuramsal altyapısının oluşturulması ve geliştirilmesi için henüz yeterli olmadığı kanısına varılmıştır.

Anahtar sözcükler: Kütüphane ve Bilgi Bilim, Kuram, Kuramsal eğilim, literatür değerlendirmesi


Prof. Dr. İrfan Çakın

Prof. Dr. İrfan Çakın


“Kütüphanecilikten Bilgi Yönetimine Dönüşümün Felsefi Boyutları: Genel Bir Yaklaşım”

Günümüzde bildiğimiz hemen her şey büyük bir hızla ve sürekli bir şekilde değişmekte. Değişimin etkileri ekonomik, politik, sosyal, kültürel ve sanatsal vb. birçok alanda yoğun olarak hissedilirken, toplumlar tüm kurum ve kuruluşlarıyla değişimle bağlantı kurmaya, değişimi yakalayıp (öndekilere yetişme) dönüşüme (öne geçmek) geçmeyi öğrenmeye çalışmak zorunda kalmaktalar. Bu değişim ve dönüşümden en çok etkilenen kuruluşların başında, hiç kuşku yok ki, kütüphaneler gelmektedir. 

Genel bir yaklaşımla, kayıt altına alınmış bilgi ile insanlar arasında verimli bir ilişki kurma etkinliği olan kütüphanecilik, beş bin yılı aşkın uzun bir geçmişe sahiptir. Kütüphaneciler yürüttükleri hizmetlerle, bir yandan insanlığın edindiği kayıtlı bilgi birikiminin güvenilir bir şekilde paylaşılmasını öte yandan da bu bilgilerin geleceğe aktarılmasını mümkün kılarak, insanoğlunun hayatta kalma ve varlığını sürdürme savaşındaki başarısında etkili olmuşlardır. Bu süreçte kütüphanecilik kurumsal olduğu kadar işlevsel konumu itibariyle hem teknolojinin yarattığı devinimlerden hem de parçası olduğu toplumun karakteristiklerinden etkilenerek değişimlere uğramış ve her dönemde yeniden bir yapılanma zorunda kalmıştır. Her dönem kütüphaneler için yeni bir kimlik ve yeni bir vizyon arayışını beraberinde getirmiştir.

Özellikle son çeyrek yüzyılda bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, ülkelerin ekonomik ve sosyal yaşamlarında köklü değişikliklere yol açmıştır. Kendisinden daha çok “bilgi toplumu” diye söz edilen bu yeni dönem bilgi sektörünün, bilgi üretiminin, bilgi sermayesinin ön plana çıktığı, iletişim teknolojileri, bilgi otoyolları, elektronik ticaret gibi yeni gelişmelerin yaşandığı, toplumu her yönüyle sanayi toplumunun ötesine taşıyan bir aşama olarak görülmekte ve tanımlanmaktadır.

Bilgi toplumunun geçmişten farklı dinamikleri toplumsal yaşamın geleneksel anlayışlarını, yerleşik kurumlarının yapı ve işlevlerini değiştirdiği gibi kütüphane ve kütüphanecilik anlayışında da değişiklikleri gerekli kılmıştır. Her meslek gibi kütüphaneciliğin de değişen toplumsal koşullar çerçevesinde kendi varlık alanı hakkında öğrenmek, doğruyu, gerçeği ve güzellikleri arayıp bulmak ve bilgi birikimini geliştirmesi beklenmektedir. 

Günümüzde kütüphanecilik “kayıtlı bilgiye erişimi” amaçlayan diğer disiplinlerle birlikte “bilgi yönetimi” kapsamında tanımlanmıştır. Bu yaklaşım kütüphanecilik-arşivcilik-dokümantasyon ve enformasyon alanlarının hangi bütünün birer parçaları olduğunu yansıtması bakımından önemli bir aşamadır. Ancak bu alanların kuramsal bağlamda geçmişten günümüze taşıdıkları sorunların farkındalığına varılmadan,  “bilgi yönetimi” alanının düşünsel yapısının olgunlaştırılması mümkün olmayacaktır.

Bu çalışmanın amacı, bilgi yönetimi alanının düşünsel dokusunun geliştirilmesine ve olgunlaştırılmasına katkıda bulunacağı düşünülen, kütüphaneciliğin ortaya çıkışından başlayarak hangi aşamalardan geçerek yeniden yapılandığını, kavramlarda ve uygulamalarda değişimin ne ifade ettiğini ve ayrıca, mesleki boyutta yaşadığı sorunları genel bir yaklaşımla incelemektir. Öyle görülüyor ki, mesleğimizin ve kurumlarımızın geleceği, büyük çapta,  geçmiş deneyimlerden dersler çıkararak,  toplumsal dinamiklerin farkındalığında olarak, kim olduğumuzu, ne yaptığımızı ve yaptıklarımızı niçin yaptığımızı kavramaktan geçmektedir. 


Prof. Dr. Bülent Yılmaz

Prof. Dr. Bülent Yılmaz


Bilgi ve Belge Yönetimi Kuramı ve Etik

Özellikle, sosyal bilimler alanında kuram, kesin yasalardan ziyade temel ilkeler düzeyinde söz konusudur. Bilgi ve Belge Yönetimi kuramının geliştirilmesinde diğer bilim/bilgi alanlarının temel kavram ve kuramlarından katkılar almak gerçekleştirilmesi gereken bir yönelimdir. Bu kuramsal alışverişin gerekliliği Bilgi ve Belge Yönetimi alanının hem bir sosyal bilim olarak bilimlerarası niteliğinden hem de bir meslek olarak uygulama boyutuna sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Etik, eylemde bulunurken insanın değerinin korunması adına yapıp etmelerimize/eylemlerimize rehberlik eden, onlara dayanak oluşturan, kaynaklşık eden ilkeleri, değerleri tartışan/öneren bir felsefe alanıdır. Bilgi ve Belge Yönetimi alanının gerek bilimsel üretim sürecinde gerekse mesleki uygulamalar boyutunda insanın değerinin korunması adına yapılması ve yapılmaması gerekenler vardır. Etiğin evrensel nitelikli ilkeleri bu alan için de söz konusudur. Ayrıca, Bilgi ve Belge Yönetimi kuramının etik ilkelerle temellendirilmesi “sağlamlaştırma” ve “zenginleştirme”ye katkıda bulunacaktır. Bu bildiride Bilgi ve Belge Yönetimi alanının tartışılan bilimsel aşırma (hırsızlık), düşünce özgürlüğü, telif hakları, özel yaşamın gizliliği, kullanıcılar arasında ayrımcılık yapmamak, bilgi güvenliği, bilgilenme hakkı gibi kavramlar etik ile temellendirilmeye çalışılacaktır.  Çalışmanın sonunda, etiğin Bilgi ve Belge Yönetimi kuramı için güçlendirici ve zenginleştirici katkılar sağlayabileceği ortaya konmaya çalışılacaktır.


Prof. Dr. Ute Krauß-Leichert​

Prof. Dr. Ute Kraus-Leichert


Kütüphanelerin Değişimi – Yetkilerin Değişimi (Wandel der Bibliotheken – Wandel der Kompetenzen)​

Kütüphanelerle ilgili toplumsal çerçeve koşulları çok çeşitli değişimde bulunmaktadır:

  • Küreselleşme, kaynakların azalması
  • Özelleştirme ve kuralların azaltılması
  • Toplumun bilişim (IT) ile ön plana çıkması
  • Mali kriz
  • Göç
  • Demografik değişim
  • Yerlerin değişimi (daha akıllı kentler; mega kentler)

Toplumun değişmesiyle birlikte kütüphanelerin hizmet modeli de değişmektedir.Yeni yönelim ve yeni strateji ihtiyacı bulunmaktadır.

Sunum özeti için lütfen tıklayınız.


Prof. Dr. Hasan S. Keseroğlu

Prof. Dr. Hasan S. Keseroğlu


Bilim Tarihinde Kuram

Bilim, bilgiyi “anlama”, “bulma”, “açıklama”, “doğrulama”, “denetleme” gibi işlevlerle birlikte güvenilirliği de her zaman içinde taşıyan bir olgu olmuştur. İlk bilim girişimleri olarak nitelenen felsefeyle bağlantılı bilgiler zamanla değişik yöntem yaklaşımlarıyla önce fizik, canlıbilim, gökbilim gibi doğa bilimleri ardından da sosyoloji, arkeoloji, antropoloji,  gibi sosyal bilimlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.Doğa filozoflarıyla başlayan, Aristoteles ile yöntemli bir yaklaşım kazanan güvenilir ve doğru bilgi arayışı, 17. yüzyılda Bacon ve Descartes ile daha üst bir düzeye taşınmıştır.

Kısaca “bilimsel üst bilgi” olarak tanımlayabileceğimiz kuramın insanın düşünsel bir ürünü olduğu ve bilim tarihinde de olguları açıklamak ya da evreni hiç değilse bir yanı ile anlamak için kurulduğunu varsayarak, birbirinden ayırımlı felsefi yaklaşımlar ışığında değerlendirilmiş olsa da her zaman bilimsel ilerlemenin itici gücü/yapıtaşı olduğu hipotezine dayanmaktadır. Belge tarama tekniğiyle literatür değerlendirmesine dayanan bu çalışma bilim tarihine tarihsel bir giriş yaparken bilimden bağımsız düşünülemeyecek olan kuram kavramı ve olgusunun tarihsel-düşünsel ana hatlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Nitekim tümdengelim, tümevarım, pozitivizm, doğrulamacılık, yanlışlamacılık, indirgemecilik, paradigma gibi bilimsel düşünce yöntemleri (kuram) temsilcileriyle birlikte tarihsel olarak tanıtılmaktadır.

Anahtar sözcükler: Bilim, kuram, bilimsel yöntem, bilimsel düşünce, bilimsel bilgi, bilim tarihi.


Prof. Dr. Fahrettin Özdemirci

Prof. Dr. Fahrettin Özdemirci


Belge ve Arşiv Yönetiminde Yeni Ufuklar ve Kuramsal Yaklaşımlar

Arşiv, çoğu insanın aynı şeyden bahsettiğini sanarak aslında değişik manalar verdiğini fark etmeden kullandığı kavramlardan biridir. Bir zamanlar arşivcilik ayıklama-imha ile başlatılırken, şimdi arşivcilik belgenin üretimiyle başlatılıyor. Arşivciliğin değişen niteliğinden kaynaklanan boyutunu tek bir başlıkta toplamak mümkün değildir. Arşiv disiplini çok katmanlı bir hal almıştır ve karşılaştığı durumlar ve çözülmesi gereken hususlar da çok katmanlıdır.

Belge yönetimi, kütüphaneciliğin içinden doğmamıştır; arşivin tarih biliminden doğmadığı gibi. Ancak belge ve arşiv yönetimi disiplini/disiplinleri birbirini tamamlayan süreçler bütünü olarak günümüzde disiplinlerarası nitelikleriyle, disiplinlerarası ilişkileri ve yaklaşımlarıyla dikkat çekmektedir. Belge yönetimi ve arşiv birlikteliği yalnızca kavramsal değil, aynı zamanda süreçsel bir birliktedir. Bu nedenle “belge ve arşiv yönetimi” birlikte ele alınmaktadır.

Bilgi, belge, arşiv yönetimi; önemli temel kurumsal iş, işlem ve işlevlere, toplumsal amaçlara, devletlerarası ve uluslararası ilişkilere hizmet eden ve süreç yönetimini gerektiren yaklaşım ve uygulamalardır. Bu süreçlerin yönetimi, kurum ve kuruluşlarda, toplumlarda, devletlerde modellere dayalı sistematik yaklaşımları gerektirmektedir. Model uygulamalar ancak belge ve arşiv yönetiminin disiplinlerarası yaklaşımları ile gerçekleştirilebilir. Bir disiplinin çalışma alanı, diğer disiplinlerle olan kesişme noktaları ve ilişkileri, o disiplinin kuramlarının geliştirilmesinde önemli rol oynar. Bu açıdan belge ve arşiv yönetimi alanına baktığımızda farklı disiplinlerle kesişen noktalarla, birlikte yürütülen iş ve işlemlerle karşılaşırız. O halde bu alanda kuram ve uygulamaların gelişmesini sağlayacak disiplinlerarası yaklaşımlara ihtiyacımız var.

Kuram, birlikte düşünmektir. Teorisyenlerle uygulamacıların iş ve işlemlere bireysel olmayan objektif bir açıdan bakma sorumluluğu anlamına gelir. Belki de temel sorunlardan birisi ‘kuramı okuyoruz ama ilgilenmiyoruz’, yani işin kolayına kaçarak bildiğimizi yapmaya devam ediyoruz. Oysa bir disiplini, bir mesleği belirleyen, öne çıkaran varlığının geliştirilerek sürdürülmesini sağlayan, güncel ve gündemde tutan kuramlar, bilimsel yaklaşımlardır. Kuram, doğru davranmak, doğru uygulamalar yapmak, meslek bilincini geliştirmek için bir baskı aracı değil, yol gösterici, aydınlatıcı bir kılavuzdur. Kuram olmadığında rutine dönüyoruz, herkesin yapacağı bir iş ve işlem sürecini yürütmekten ibaret kalıyoruz ki, bu da yaptığımız işi bir meslek olmaktan çıkarıyor. Kuramlar olmadan/geliştirmeden, sistematik modeller ortaya koymadan, içeriğini ve disiplinlerarası bağlamını bilmeden belge ve arşiv yönetimi disiplinini ve mesleğimizi özgürleştirmeyiz.

Günümüz şartlarında belge ve arşiv yönetiminin yükselmesi kaçınılmazdır. Belge ve arşiv yönetimi alanında eğer bilgi ve belge yönetimi bölümleri söz sahibi olacaksa, belge ve arşiv yönetimi alanında kendini değerlendirmeyi koşulsuz kabul etmeli, yeniden incelemeli; teknolojideki, bilişimdeki gelişmeleri ve bu alanlarla olan belge ve arşiv yönetiminin ilişki boyutunun farkında olarak yeni yaklaşımlar, yeni kuramlar üretmelidir. Geleneksel kütüphaneciliğin, geleneksel arşivciliğin ötesine geçebilmelidir. Belge ve arşiv yönetimi farklı boyutlarda kendini gösteriyor, yolunu buluyor ve varlığını sürdürüyor. Önemli olan bu yükselen değerin farkında olmak ve kaybetmemektir.

Bilgi yönetim temel felsefesi ve düşüncesi içerisinde, belge ve arşiv yönetimi felsefesinin ayırımı ve ayrışma noktalarının farkında olunması bize farklı bakış açıları kazandıracaktır. Buradaki temel ayırım bilginin üretilmesindeki temel yol ve yönteme dayanmaktadır, üretim amacındaki ayırıma dayanmaktadır. Bu farklılık belge ve arşiv yönetimi uygulamalarının her aşamasına sirayet ederek bilgi yönetimi temel felsefesi içinde kendi sınırlarını belirlemeye, keskinleştirmeye başlar ve kendisini kimi zaman yönetim biliminin, kimi zaman siyaset biliminin, kimi zaman istatistiğin, kimi zaman bilişimin yanında bulur.

Kamusal ve toplumsal yaşamın tüm alanlarında bilgi, belge ve arşivin her zamankinden daha fazla ön plana çıkmasıyla ‘belge ve arşiv yönetiminin’ temel ayrımları sanki yeniden keşfedilen bir alan gibi algılanmaya ve kullanılmaya başlandı. Oysa belge ve arşiv yönetiminde temel felsefe değişmedi, bazıları tarafından yükselen değeriyle birlikte yeni fark edilmeye başlandı. Bu ayırımın farkında olmak belge ve arşiv yönetiminin yeniden doğuşu olacaktır.